Bilgi Müşterekleri
Hakkımızdaİletişim
Tüm yazılar

Uluslararası Hak Belgeleriyle Siyaseti Dizayn Etme Girişiminin İfşası ve Emekçi Güçlerin Birleşik Mücadele Çağrısı

İHAS ve Evrensel İnsan Hakları Normları Çerçevesinde "Mutlak Butlan" Kararının Hukuki Sakatlığı ve Faşizme Karşı Birleşik Demokrasi Manifestosu

Yazar: Bilgi Müşterekleri
Uluslararası Hak Belgeleriyle Siyaseti Dizayn Etme Girişiminin İfşası ve Emekçi Güçlerin Birleşik Mücadele Çağrısı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kurultay iptali ve yönetim değiştirme kararı, yalnızca yerel hukukun sınırlarını aşmakla kalmamış; evrensel hukuk normlarını, uluslararası insan hakları sözleşmelerini ve Avrupa Birliği (AB) müktesebatının temel demokratik standartlarını açıkça çiğnemiştir.

Bu değerlendirme, bir siyasi partinin iç işleyişine yapılan müdahalenin ötesinde, resmi karar ilamı üzerinden gerçek bir demokrasi dersi niteliğindedir. Amacımız, hukukun bir baskı aygıtına dönüştürüldüğü bu süreçte uluslararası standartlar ışığında bilinçli bir demokratik refleks inşa etmektir.

Uluslararası Hukuk Standartları Açısından Kararın Hukuki İhlalleri

Mahkemenin, henüz kesinleşmemiş iddialara dayanarak Türk Borçlar Kanunu’nun 27/1. maddesindeki "kesin hükümsüzlük" (mutlak butlan) ilkesini bir siyasi partiye uygulaması, uluslararası hukukun şu temel sütunlarını yıkmıştır:

1. Örgütlenme Özgürlüğü ve Parti Özerkliğinin Tasfiyesi (İHAS m. 11)

  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İHAS) Madde 11: Siyasi partiler, örgütlenme özgürlüğünün en üst düzey koruma kalkanı altındadır. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) içtihatları, devletin ve yargının siyasi partilerin iç tüzük, liderlik değişimi ve delege iradesine müdahalesini ancak "demokratik bir toplumda zorunluluk" ve "acil toplumsal ihtiyaç" şartlarına bağlar.
  • Venedik Komisyonu İlkeleri İhlali: Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun "Siyasi Partilerin Düzenlenmesine İlişkin Rehber İlkeleri", partilerin iç işleyişine yargısal müdahalelerin "en son çare" (ultima ratio) olması gerektiğini ve parti özerkliğine saygıyı emreder. Mahkemenin, genel ticari sözleşmelere uygulanan "butlan" mantığıyla seçilmiş kurulları toptan lağvetmesi, AB demokratik müktesebatına ve parti özerkliğine yönelik doğrudan bir darbedir.

2. Masumiyet Karinesi ve Adil Yargılanma Hakkının Katli (İHAS m. 6 & BM İSÖS m. 14)

  • Resmi Evrakta Varsayımlara Dayanma: Karar ilamı açıkça göstermektedir ki mahkeme; Ankara 26. Asliye Ceza (2025/582 Esas) ve İstanbul 72. Asliye Ceza (2025/439 Esas) mahkemelerinde henüz derdest olan (sonuçlanmamış) ceza yargılamalarını, iddianameleri ve sanık iddialarını "kesinleşmiş suç olgusu" gibi değerlendirmiştir.
  • Evrensel İlke İhlali: Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (İSÖS) Madde 14 ve İHAS Madde 6/2 uyarınca, suçluluğu hükmen sabit olana kadar herkes masumdur. Sırf iddialar ve yürüyen davalar üzerinden ana muhalefet partisi yönetiminin "tedbiren" görevden el çektirilmesi, masumiyet karinesinin yargı eliyle yok edilmesidir.

3. Seçme, Seçilme ve Özgür Seçim Hakkının Gaspı (İHAS Ek Protokol 1 m. 3)

  • BM İSÖS Madde 25: Yurttaşların doğrudan veya özgürce seçilmiş temsilciler aracılığıyla ülke yönetimine katılma hakkını güvence altına alır.
  • İrade Gaspı: CHP delegelerinin kurultayda sandığa yansıttığı hür irade, adliye mahkemesi kararıyla "tedbiren" geriye sarılmış ve seçmen iradesi hiyerarşik bir yargı vesayetine tabi kılınmıştır. Bu durum, AB demokratik standartlarının en temel unsuru olan "halk egemenliği" ilkesinin açık bir ihlalidir.

Hak Katliamının Toplumsal ve Siyasal Boyutları

Yargı erkinin bu denli pervasızca bir "siyasal dizayn" aparatına dönüştürülmesi, toplumsal yapıda derin yaralar açmaktadır:

  • Toplumsal Güvenin Felç Edilmesi: Vatandaşların hukuka, adalete ve en önemlisi "sandığa" olan inancı sistematik olarak kırılmak istenmektedir. Halkta yaratılmak istenen "neye karar verirseniz verin, iktidar yargısıyla bunu iptal eder" algısı, toplumsal iradeyi felç etme ve kurumsallaşan bir otoriterleşmeyi (faşizmi) kalıcı kılma stratejisidir.
  • Halkın Ekmeğine ve Geleceğine Saldırı: Siyasal güvencesizlik doğrudan toplumsal ve ekonomik çöküşü tetikler. Kararın açıklandığı saatlerde Borsa İstanbul’un (BIST 100) endeks bazlı devre keserek çakılması, hukukun katledildiği bir düzende halkın aşının, işinin ve ekonomik geleceğinin de güvencesiz kalacağının somut kanıtıdır.

Faşizme Karşı Birleşik Mücadele ve Demokrasi Çağrısı

FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ: GELECEK DİRENEN HALKINDIR!

Hukukun Üstünlüğüne İnanan Tüm Demokrasi Güçlerine, Emekçilere ve Yurttaşlarımıza; Önümüzdeki mahkeme ilamı, sadece bir partinin iç meselesi değil , toplumun tüm nefes borularını kesmeyi amaçlayan kurumsal bir faşizm modelinin prototipidir. Bugün ana muhalefet partisine adliye koridorlarında kelepçe vuranlar, yarın sendikaları, baroları, meslek odalarını ve en temel sivil hakları tamamen tasfiye edecektir. Bu karar, Türkiye demokrasi tarihi için devasa bir kayıp ve kara bir lekedir. Siyasi görüşümüz, ideolojik ayrışmalarımız veya kırgınlıklarımız ne olursa olsun; insan hakları ve demokrasi vazgeçilmez, ertelenemez beklentimizdir. Faşizme giden bu karanlık yolda, tüm ilerici güçleri, emekçileri ve sivil toplumu meşru, barışçıl ve birleşik bir direniş hattında bir araya gelmeye çağırıyoruz. Kararı ve dayatılan vesayeti tanımıyoruz! Teslim olmayacağız, sinmeyeceğiz, haklarımızı sipariş kararlara kurban etmeyeceğiz. Biliyoruz ki tarihin akışını egemenlerin entrikaları değil, meydanları ve üretimden gelen güçlerini birleştiren kitleler belirler. Bütün inancımızla, haklılığımızla ve örgütlü gücümüzle haykırıyoruz: GELECEK, DİRENEN HALKIN VE EMEKÇİ GÜÇLERİN OLACAKTIR! Faşizme geçit yok, omuz omuza birleşik mücadeleye!

https://paragraph.com/@bilisimsen/yargi-eliyle-siyaseti-dizayn-etmek-turkiyede-mutlak-butlan-karari-ve-demokratik-direnc-yol-haritasi?referrer=0x410fDFe1352C18728F7971B5838774cF6f8d7A81

Bu yazı da ilginizi çekebilir.

İlgili Başlıklar