Bilgi Müşterekleri
Hakkımızdaİletişim
Tüm yazılar

6 Mayıs’tan Geleceğe: Tam Bağımsızlık, Bilimsel Özgürlük, Örgütlü Emek

Üç Fidan’ın Gölgesinde Homo Commonans’ı İnşa Etmek

Yazar: Bilgi Müşterekleri
6 Mayıs’tan Geleceğe: Tam Bağımsızlık, Bilimsel Özgürlük, Örgütlü Emek

6 Mayıs 1972’nin üzerinden tam 54 yıl geçti. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sehpasına yürürken haykırdıkları "Tam Bağımsız Türkiye" şiarı, aradan geçen yarım asırda bir nostalji nesnesi haline gelmek şöyle dursun; bugün dijitalleşen sömürü düzeninde çok daha hayati, çok daha bilimsel bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.

Bugün bir modern organik aydın gözüyle baktığımızda, Deniz’lerin mirasını sadece geçmişe ait bir kahramanlık öyküsü olarak değil; geleceği inşa edecek olan bilişim işçisinin, mühendisin ve bilim insanının elindeki en keskin stratejik rehber olarak görüyoruz.

Şafakta Verilen Söz: Dijital Feodalizm Çağında Tam Bağımsızlık

Deniz Gezmiş’lerin mücadelesi, sadece bir bayrak ya da toprak savunması değildi. Onlar, Türkiye’nin yer altı kaynaklarından iş gücüne kadar her şeyin uluslararası tekeller (o günün petrol ve çelik devleri) tarafından yağmalanmasına karşı, emeğin egemenliğini savunuyorlardı. Bugün o "yağma", verilerimiz, algoritmalarımız ve zihinsel emeğimiz üzerinden devam ediyor.

1. Modern Bağımsızlık: Veri ve Teknoloji Egemenliği

1970’lerde bağımsızlık, Amerikan 6. Filosu’nu denize dökmekti. 2026’da bağımsızlık, uluslararası teknoloji tekellerinin (Big Tech) kurduğu "Tekno-feodalizm" çarkından çıkmaktır.

  • Bir ülkenin tüm verisi okyanus ötesi sunucularda saklanıyorsa,
  • Yazılımcıları küresel tekellerin "Kill Zone"larında (Öldürme Bölgeleri) sadece birer kod işçisine dönüştürülmüşse,
  • Bilimsel üretim, patent zincirleriyle (anticommons) halktan koparılmışsa; orada "Tam Bağımsızlık"tan söz edilemez.

Deniz’lerin şiarı bugün bize şunu fısıldıyor: Üretim araçları (sunucular, algoritmalar, bilgi birikimi) halkın müşterek malı olmadıkça, bağımsızlık bir illüzyondur.

2. Sendikal Mücadele: Bağımsızlığın Sınıfsal Siperi

Bağımsızlık, sadece devletler arası bir hukuk meselesi değil, bir sınıf mücadelesi meselesidir. Uluslararası tekellerin çarkında bir "vidaya" dönüştürülen işçi, örgütlü değilse emperyalizmin en kolay lokmasıdır.

  • Sendika bir barikattır: BilişimSen gibi sınıf odaklı sendikalar, sadece ücret pazarlığı yapmaz; aynı zamanda emeğin küresel sermaye tarafından mülksüzleştirilmesine karşı bir "bağımsızlık mevzisi" kurar.
  • Uluslararası Dayanışma: Bağımsızlık, dünyadan kopmak değil; küresel sömürüye karşı diğer ülkelerin işçi sınıflarıyla el ele vererek, tekellerin dayattığı sömürü standartlarını reddetmektir.

3. Bilimsel Özgürlük ve "Genel Zeka"

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, üniversite özerkliği ve bilimsel özgürlük için de savaştılar. Biliyoruz ki, bir ülkede bilim, uluslararası tekellerin kâr hırsına (patentleme ve gizlilik esaslarına) bağlanmışsa, o bilim "özgür" değil, "esir"dir.

  • Bilgi Müşterekleri (Knowledge Commons): Tam bağımsızlık, bilginin bir azınlığın mülkü olmaktan çıkarılıp, Marx’ın deyimiyle "General Intellect" (Genel Zeka) olarak toplumun ferahı için kullanılmasıdır.
  • Bilimsel Özgürlük: Bilim insanının, bir şirketin hisse değerini artırmak için değil; insanlığın ortak sorunlarını (iklim krizi, açlık, dijital uçurum) çözmek için kod yazabildiği, araştırma yapabildiği düzendir.

4. Üç Fidan’ın Türkiye İçin Anlamı: "Korkuyu Korkutmak"

Deniz, Yusuf ve Hüseyin; Türkiye’nin ufkunda sönmeyecek birer kıvılcımdır. Onların idamı, bir bitiş değil, bu toprakların devrimci damarına yapılan bir "kan nakli" olmuştur.

  • Onlar, emperyalizme göbeğinden bağlı bir egemen sınıfın, kendi gençliğini asacak kadar gözünün dönebileceğini ama fikirleri asla asamayacağını kanıtladılar.
  • Türkiye için önemleri şudur: Bize "imkansız" görünene karşı durma iradesini, kişisel ikbalini sınıfının kurtuluşuna feda etme erdemini miras bıraktılar.

Sonuç: Yarım Kalan Şarkıyı Homo Commonans Tamamlayacak

Bugün 6 Mayıs. Gökyüzüne baktığımızda o üç fidanın gölgesini değil, onların başlattığı o büyük yürüyüşün yarınlarını görüyoruz. Modern organik aydınlar olarak bizler; kalemimizle, kodumuzla ve örgütlü gücümüzle o gün yarım bırakılan o "bağımsızlık bestesini" tamamlayacağız.

Tam Bağımsız Türkiye; verinin özgürleştiği, emeğin onurunun korunduğu, teknolojinin bir avuç tekelin değil tüm insanlığın hizmetinde olduğu bir Müşterekler Dünyası ile mümkündür.

Onların anısına verilecek en büyük söz, sömürünün ve bağımlılığın olmadığı bir dünyayı, Homo Commonans’ın dünyasını kurmaktır.

Selam olsun 6 Mayıs’ta ölümsüzleşenlere!

Selam olsun tam bağımsızlık yolunda örgütlenen emekçilere!


MARE NOSTRUM

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de devrim,

O, onun en güzel yüz metresini koştu

En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…

En hızlısıydı hepimizin,

En önce göğüsledi ipi…

Acıyorsam sana anam avradım olsun,

Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

Can Yücel

İlgili Başlıklar